İbrahim Tenekeci’nin “Son Düzlük”te kaleme aldığı denemelerinin ardından Hüseyin Akın’ın “Deneme Yanılma” adlı deneme kitabını bir çırpıda okudum. Şairlerin dünyayı faklı algıladıkları malum, bunu şiirlerinin dışındaki kitaplarında görmekte ayrı bir güzellik.
Hüseyin Akın, Deneme Yanılma adlı eserini üç bölüme ayırmış. Birinci bölüm, “Eskizler” adını taşıyor ve yazarın bir nevi poetikası. Şiir ve yazmak üzerine kurulu denemelerinden oluşuyor bu bölüm.
Asıl olanın yazmamak olduğunu düşünen yazar, hayat karşısındaki şaşkınlığımızın bizi yazmaya sevk ettiğini düşünüyor. Sözün ve sükutun alfabeleri sınırlı iken, sessizliğin alfabesinin sonsuz olduğu vurgusunu yapıyor denemelerinde.
Bir sözün güçlü olabilmesini kendi kuvveti dışında tutunduğu dalın kuvvetiyle alakalı görüyor. “Müslüman Şair, bilgi referanslarını nasıl ilahi kaynağa dayandırmak durumdaysa, kalbi referanslarını da ayna kaynaktan almalıdır. Zira hiçbir söz kendinden daha güçlü bir söze tutunmaksızın ayakları yerden kesik bir vaziyette varlığını sürdüremez.” “Müslüman’sanız şiire durmadan önce temiz olmak, niyetinizi gözden geçirmek ve kıbleye yönelmeniz gerekmektedir.” diyor. Bu düşünceye sahip bir insanın dilinden dökülenlere saygı duymak gerektiğini hissediyorum.
“Bütün resmi ideolojiler şiire karşıdır, bütün resmi ilişkiler ve resmi dairelerde selamın yeri olmadığı gibi. Çünkü şiir sizi kendinize yaklaştırır. İnsanın kendine en yakın olduğu an ise, infilakların ve depremlerin vaktidir.” Resmi ideolojiler kendilerini sorgulayan hiçbir söze geçit vermezler, bu yüzden belki de resmi ideolojilerin resmi şairleri var oluyor.
Kitabın ikinci bölümü ise “eski izler” adını taşıyor. Bu bölümde şiire dair duyarlılıklar yazılarda görülse de şiir dışı konulara dokunuyor yazar. Ama bir şair duyarlığıyla olunca bu dokunmalar düşünce yelpazemizden iç ferahlatıcı anlatımlarla karşılaşıveriyoruz.
Konuşmak kadar susmanın önemi üzerinde özellikle duruyor Hüseyin Akın bu bölümdeki yazılarında da, “konuştukça birbirimizden uzaklaşıyor ve konuştukça anlaşamama hızımız artıyor.” Birbirimizi anlamak için konuşmaktan daha çok susmaya ihtiyacımız olduğunu göstermek istiyor.
Eleştiri, can sıkıntısı, uyku ve ölüm arasındaki yakınlık, aşk, intihar düşüncesi, işsizlik düşüncesine farklı bir bakışın yer aldığı denemeler okunmak için kitabın ikinci bölümünde sizi bekliyor.
Kitabın üçüncü bölümü ise şairlere ayrılmış “Küsurat” adını taşıyan son bölümde Hüseyin Akın; Nazım Hikmet, Ziya Osman Saba, Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Zarifoğlu, Hüsrev Hatemi, Arif Ay, Süleyman Çobanoğlu, İbrahim Tenekeci ve İlhami Çiçek hakkında kaleme aldığı yazılarına yer verilmiş. Şairlerin dünyaya bakışları ve şiir algıları hakkında incelemeler yapılmış.
İzzet Koçak & Simeranya Yazıları
Ekim 2009
Bu yazı Kitaphaber.net sitesinde yayınlanmıştır.

0 yorum:
Yorum Gönder