Köşe dönmenin temel amaç olduğu günümüz dünyasında köşede durmak büyük bir erdem olsa gerek.
Tüm insani ilişkilerin bir tarafa bırakılıp, tek amacın menfaat ilişkilerine dönmesinden dolayı en büyük kaybımızı insanlığımızda yaşıyoruz. İnsanlığı kaybettikten sonra elimizde kalanlarında, su çekildikten sonra dibinde kalan balçıktan farkı olmuyor. O balçığın içinde domuzlar gibi debelenip duruyoruz.
Bu hengamenin içerisinde ne kadar debelenirsek debelenelim çıkma ve mutlu olma şansımız olmuyor. İsteklerimiz ve ihtiyaçlarımız azalmak yerine artmaya devam ediyor. Kazancımız arttıkça ihtiyaçlarımızın ve bankadaki hesaplarımızın sayısı artmaya devam ediyor. Ama mutlak bir huzura ve mutluluğa bir türlü kavuşamıyoruz. Yaşadığımız her iyileşme onu tekrar kaybetme korkusuyla birlikte kalbimizi kemirmeye başlıyor. Elimizdeki vadiye bakıp şükretmek yerine, yeni bir vadinin peşine düşüp sürünüyoruz.
Elindekilerin kıymetini bilemeyip yenilerine kavuşmak için çabalarken elindekileri de kaybedenlerin hikayeleriyle dolu defterler.
Elindekilere en çok şükredenler fakirlerdir. Bu yüzden fakir olmak bir erdemdir. Peygamberlere ilk inananlar fakirlerdir. Çünkü zenginler gibi kapları dolu kalpleri boş insanlar değillerdir. Fakirlerin kalpleri zengindir. Zenginler ellerinde olanları kaybetmenin telaşıyla vicdanlarının sesini dinlemeye fırsat bulamazlar. Fakirler ise hep vicdanlarıyla yürürler gök kubbenin altında.
İmkansızlıklar içinde yaşamanın zor ve meşakkatli olduğu malumdur. Ben, fakirliği yüceltiyorum. Fakirliğin yüceltilmesi gerektiğine inanıyorum. Kaplarımız boşalsın ki kalplerimiz huzur bulsun.
Çünkü ölüm gelip bu dünyadan göç ettiğimiz de yanımızda taşıyabileceğimiz yüklere sahip olabilmenin tek yolu bu!
Fakirlik edebiyatı yapmadan fakir olabilmek.

0 yorum:
Yorum Gönder